Kitlelere Hitap Eden ve Bundan Para Kazanan Kuruluşlar Neden Nesnel Davranmıyor ?

Yeni yüzyılımızın gerek görsel gerekse yazınsal en mükemmel  iletişim ,reklam ve propaganda araçlarının belkide en başında gelmeye başladı artık internet. İnternet ile birlikte bazı terimler günlük yaşantımıza koptu geldi dünya geniş ağından. Ör; "Artık Facebook’suz kıro kalmadı" gibi… Sıradan bir işletmeci bile artık internete 50-100 dolara verdiği reklam ile belirli kitlere ulaşabiliyor. Çağımız bilgi ve iletişim çağı oldu. Hal böyle olmuşken çok çeşitli durumlarıda beraberinde getirdi internet. İnsanlar artık tv izlemek, gazete okumak için interneti kullanır oldu. Belli başlı haber siteleri tık rekorları kırdı. Binlerce belli katagoride birbirlerini halen takip ediyor. İşin kötü yanı interneti denetleyen bir sistem olmadığı için yalan dolan hikaye oldu.
 
Onbinlerce tekil kullanıcısı olan ve yüzbinlerce sayfa gösterimi yapan internet sitelerinde yalan dolan bir haberin nelere mal olabileceğini hiç düşündünüz mü ? Yada aldatmaya yönelik bir haber ? Yada karalamaya yönelik ? Malesef yazanlar okuyanlar kadar ya düşünmüyor ya düşündüğü için bunu yapıyor ! Ben düşündüğü için yapanlardan başlayacağım. Chip Online sitesinde yayımlanmış bir habere değinmek istiyorum. Haber tarayıcların gizlilik ayarları ile olay yaratabilecek bir haber aslında. Wall Street Journal’ın haberine göre; Tarayıcılar izin verseydi internette gizlilik kolayca sağlanabilirmiş. Ama bunu istemiyorlarmış çünkü internet şirketlerinin online reklam araştırmaları için gizli sörf modunu ikinci planda tuttuğunu iddia ediyor. Bunun en büyük kanıtı olarak da Internet Explorer 8, Firefox ve Chrome internet tarayıcılarında gizli sörf modunun varsayılan tarama modu olarak atanamamasını gösteriyormuş. Chip bu haberi öyle bir başlıkla yayımlamışki başlık şöyle; IE8 ayarı: "Microsoft bilerek yaptı" . Yorum sizin! Bu bir Apple yada Google sempatizanı tarafından direk olarak Microsoft şirketini karalamya yönelik bir haberdir. Yazıda Google’ın taracısı chrome da var, Mozilla’nın Firefox’uda var ama başlıkta niye Microsoft ? İşte başlarda da dediğim gibi bilinçli yapılmış bir karalama haberi.
 
 
 
Haberin yorumlarında da göreceksinizdir ki birçok kişi de bunun farkında. Kitlelere ulaşabilen bir site neden nesnel davranmıyor ? Microsoft aleyhine yapılmış onlarca haber var şimdi tek tek hepsini arşivden bulmak istemiyorum ama Chip online yetkilileri niye bu habere müdahele etmiyor ? Soruyorum size nesnel davranmayan bir kaynağa ben nasıl güvenebilirim ? Bundan sonra da aylık takip ettiğim chip dergisini artık takip etmeyeceğim… Yazıma kaynak olan karalama haberi buradan okuyabilirsiniz.
Reklamlar

Abd Tarihinde Yabancı Dildeki Tek Anlaşma Türkçe! (Üstelik ilk ve tek vergide osmanlıya verilmiş)

ABD bayrağı taşıyan ilk geminin Cezayir açıklarında Osmanlı donanması tarafından ele geçirilmesinin üzerinden 225 sene geçti. Olayın belgesi, Yale Üniversitesi’nin hukuk fakültesi arşivinde ortaya çıktı.

Zaman gazetesinin haberine göre, Türkçe kaleme alınan 22 maddelik anlaşma, ABD’nin iki asrı aşkın tarihinde yabancı dille imzalanan tek belge olma özelliği taşıyor.
Yıl 1783…Avrupa standartlarına göre mütevazı da olsa yeni bir denizci devlet olan ABD, denizlerde tek başına bayrak gezdirmeye başlar. Daha 25 Temmuz 1785’te, bu yeni bayrağı taşıyan ilk gemi, Cezayir açıklarında Osmanlı gemileri tarafından ele geçirilir. Bu gemi, Boston Limanı’na bağlı, Kaptan Isaak Stevens’ın idaresindeki Maria’dır. Arkasından, Philadelphia Limanı’na bağlı, Kaptan O’Brien’ın Dauphin’i de aynı akıbete uğrar. 1793 Ekim ve Kasım aylarında 11 ABD gemisi daha Osmanlıların eline geçer…

ABD Kongresi, 27 Mart 1794’te, Osmanlı denizcilerine karşı koyacak güçte savaş gemileri inşa edilmesi veya satın alınması için Başkan George Washington’a 700 bin altına yakın harcama yetkisi verir. Böylece ABD, Osmanlı tehdidi karşısında donanmasının temellerini atmış olur. 5 Eylül 1795’te ABD bu tehdide karşı bir anlaşma yapmayı kabul eder.

Anlaşmaya göre ABD, Cezayir’deki esirlerin iadesi ve gerek Atlantik’te, gerekse Akdeniz’de ABD sancağı taşıyan hiçbir tekneye dokunulmaması karşılığında, 642 bin altın ve yılda 12 bin Osmanlı altını (216 bin dolar) ödemeyi kabul eder. Dili Türkçe olan ve 22 maddeden oluşan anlaşmaya, Başkan George Washington ve Cezayir Beylerbeyi Hasan Dayı imza koyar. Böylece ABD yıllık vergiye bağlanmış olur. Bu, ABD’nin iki asrı aşkın tarihinde, yabancı bir dille imzalanan tek anlaşma olduğu gibi, yabancı bir devlete vergi ödemeyi kabul eden tek Amerikan belgesidir.

ABD’nin 225. yıldönümünde Yale Üniversitesi’nin arşivinde ortaya çıkan belgeye Başkan George Washington ve Cezayir Beylerbeyi Hasan Dayı imza koyar. Belgenin dili ‘Original in Turkish’ ifadesi ile baştan belirlenir. Tarihi belgenin ortaya koyduğu önemli bir husus da ABD Başkanı George Washington’ın, dönemin Sultanı Üçüncü Selim tarafından muhatap görülmemiş olması. Çünkü anlaşma Cezayir Beylerbeyi Hasan Dayı tarafından imzalanır. 22 maddelik anlaşmanın tamamı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.


Tema Vakfından Duyurulmuştur

Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. Bu sene (2010) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin. Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün. Üzerine de bir bardak su dökün.

Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanıza koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir aksine çevre için yeni hayattır. Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler…

Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir ! Bunu yapmayın ve yaptırmayın.

Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış.
En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet…
Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım…

Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.

Poşete koymadığınız her çekirdek için şimdiden teşekkürler…


Colin McRea: Dirt 2; Dünyanın ilk DirectX 11 destekli oyunu

Electronics Arts gibi devleşmiş bir oyun şirketine bak yarış dediğin böyle olur diyen Codemasters‘ın Eylül 2009’da çıkarmış olduğu Colin McRea: Dirt 2 dünyanın ilk DirectX 11 destekli oyunu olup kendi alanın da en iyisi diyebilirim. Oyundaki muhteşem grafik ve animasyonlar her yaştan insanı etkileyebilecek seviyede. Oyunun mükemmel modellemeleri ve özellikle araçlar üzerindeki ağırlığı dikkat çekiyor. Biliyorsunuz ki Race Driver Grid ile asfaltı ağlatmıştı Codemasters, şimdi sıranın toz toprak ve çamurda olduğunu gösteriyor…
     Oyun Eylül 2009’da çıktı biz gelmişiz Mart 2010’a demeyin ki “oyun çıkalı dört ay olmuş ne alaka bu saatten sonra bunu yazmak” amacım yukarıdaki görseli göstermekti 🙂 Mitsubishi Lancer Evo X modelinin üzerindeki muthiş Ati boyamasına dikkat çekmek içindi. Oyunla ilgili herşeyi buradan, buradan ve şuradan öğrenebilirsiniz. Şiddetle oynamanızı tavsiye ederim ama Windows 7 de DirectX 11 altında. Çokluoyuncu (multiplayer) modu da harika. Her oyun meraklısının arşivinde bulunması gereken bir oyun, videolarına ise şuradan ulaşabilirsiniz “1” En sevdiğim alıntıdır ” Eşşek kadar adam oldum hala bilgisayar oyunları oynuyorum ”

Ultra Yüksek 25.6 Megapiksel Çözünürlükte Crysis

Cevat Yerli‘nin şirketi Crytek çağın ilerisinde oynuyor !

Bu çözünürlükte oyun oynamak 30 inçlik monitör ile mümkün. Çünkü Crytek‘in geliştirmeyi tamamlayıp yenisini hazırladığı Cryengine, downsample yöntemi ile monitörün gerçek çözünürlüğünde (2,560 x 1,600) oyunun oynanmasını mümkün kılıyor.

 

 

Oyunun Oynandığı Grafik Donanımı

Göreceğiniz fotograflarda 6.25x SuperSampling Anti Ailiasing  bulunuyor ve bu gerçekten pc oyunları için muhteşem bir sayı. Bütün fotograflar 6,400 x 4,000 (25.6 Mpix) çözünürlükte çekildi. Fakat tek bir bitmap dosyasının boyutu yaklaşık 97.6 MegaByte büyüklüğünde olduğu için JPEG olarak fotografları kaydeden ekip yine fotograf boyutlarının çok büyük olması nedeni ile fotografları 1280 x 800 piksellik çözünürlüğe düşürdü. Sonuç ise 5×5 SuperSampling ile oluşmuş bir görüntü. Fakat görüntü almak PrintScreen tuşu ya da Fraps ile mümkün olmadığından Evga’nın Precision programı ile bunu yapmanız mümkün. Sözü uzatmadan sizi fotograflar ile başbaşa bırakıyoruz. Ekran görüntüleri ve yazının tıpkısına buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak ; Hardwarena


Hacker yada Hacker’lık nedir bilmeyenlere !

Hacker, Türk Dil Kurumu‘nun internet üzerindeki sözlüğüne göre bu kelimenin anlamı “Bilgisayar ve haberleşme teknolojileri konusunda bilgi sahibi olan, bilgisayar programlama alanında standartın üzerinde beceriye sahip bulunan ve böylece ileri düzeyde yazılımlar geliştiren kişi” olarak tanımlanır. Hacker, yetenekli ve zeki/(kurnaz) bir bilgisayar kurdudur. Gerçek yeteneği ise bilgisayar güvenliği ve mantıksal programlama üzerinedir.

Hacker kavramının nasıl Türkçeleştirileceği konusundaki karmaşa dışında, bu kavramın evrensel boyuttaki anlamı da gerçek bir muammadır. Değişik sözlüklerde bu kavram hakkında bazı ortak ifadeler olsa da, bu konuda tam anlamıyla bir mutabakata varılmış değildir.

Bilgisayar programcılığı alanında, bir hacker bir exploit‘e bir dizi düzeltme uygulama ya da varolan kodları kullanma yoluyla bir amaca ulaşan ya da onu ‘kıran’ bir programcıdır. Bazıları için, hacker sözcüğünün olumsuz bir çağrışımı vardır ve sistem “kıran” gibi çirkin, verimsiz ve kaba saba programcılık görevlerini yapan kişileri anımsatır.

8 çeşit hacker ve kendini öyle sananlar vardır

1. Hacktivist’ler Hacktivist’ler kendilerine göre kötü veya yanlış olan toplumsal veya politik sorunları dile getirmek amacıyla belirli siteleri hack’leyerek mesajlarını yerleştirirler. Karşıt görüşlü siteleri ele geçirip zarar verirler. Türkiye’nin etkili hacktivist gruplarından RedHack / Red Hackers Asscoation (Kızıl Hacker’lar Birliği), emniyet müdürlüklerinin sitelerine saldırıp trafik cezalarını silerek adını duyurmuştu.

2. Siyah Şapkalılar: Her türlü programı, siteyi veya bilgisayarı güvenlik açıklarından yararlanarak kırabilen bu en bilindik hacker’lar, sistemleri kullanılmaz hale getirir veya gizli bilgileri çalar. En zararlı hacker’lar siyah şapkalılardır.

3. Beyaz Şapkalılar: Beyaz şapkalılar da her türlü programı, siteyi veya bilgisayarı güvenlik açıklarından yararlanarak kırabiliyor ancak kırdığı sistemin açıklarını sistem yöneticisine bildirerek, o açıkların kapatılması ve zararlı kişilerden korunmasını sağlıyor.

4. Gri Şapkalılar: Yasallık sınırında saldırı yapan, iyi veya kötü olabilen hacker’lardır.

5. Yazılım Korsanları: Yazılım korsanları bilgisayar programlarının kopya korumalarını kırarak, bu programları izinsiz olarak dağıtımına olanak sağlayıp para kazanırlar. Piyasaya korsan oyun ve program CD’lerini yazılım korsanları sağlıyor.

6. Phreaker’lar: Telefon ağları üzerinde çalışan, telefon sistemlerini hack’leyerek bedava görüşme yapmaya çalışan kişilerdir.

7. Script Kiddie’ler: Script kiddie’ler hacker’lığa özenen, lise çağlarındaki zarar vermeye yönelik kişilerdir. Tam anlamıyla hacker değillerdir, hacker’lığa özenirler. Script kiddieler genellikle kişilerin e-posta veya anında mesajlaşma şifrelerini çalarlar.

8. Lamer’ler: Lamer’ler hacker’larla hiçbir ilgisi olmayan, öğrendikleri birkaç terim ve sahip oldukları programlarla, etrafta “ben bir hacker’ım” diyerek gezinen çocuk yastaki kişilerdir. Zarar verme eğilimindedirler.

Kaynak ; Wikipedia

Neden böyle bişey ekledim çünkü sık kullanılan HACKER kelimesinin anlamını birçok insan bilmemekle beraber öyle olduğunu iddia edenler silsilesinden bazıları bunu okur da ne olduğunu yada kim olduğunu öğrenir diye 🙂 Aldığım tehditlerden dolayı-tehdit eden herkese teşekkür eder, ellerinden geleni ardlarına koymamalarını diler, şu büyük sanal alemde kendi küçük dünyalarında daha farklı alanlar tavsiye eder yada konuyu iyi bilmelerini, birazcık sosyalleşmelerini de (insan içine çıkmak) öneririm. Ha bide 8. maddeyi iyi okumalarını 😉


DreamSpark Programı Nitelikli Yazılımcıları Ortaya Çıkartacak

Microsoft, geçen yıl, yazılımcılığa ilgi duyan veya üniversite sıralarında yazılım projeleri üzerinde çalışan öğrencilere yönelik büyük    bir destek programı başlattı. DreamSpark adını taşıyan bu program bütün dünya ile eş zamanlı olarak Türkiye’de de üniversitelerde tanıtıldı ve büyük bir ilgiyle karşılandı. Bugün Türkiye’de binlerce üniversite öğrencisine ulaşan DreamSpark programı sayesinde yazılıma ilgi duyan gençler, Microsoft’un çok değerli yazılım geliştirme ve tasarım araçlarına ücretsiz olarak erişebiliyor.                                                                                                                                                                         

Microsoft DreamSpark sayesinde, öğrenciler, profesyonel yazılımcı ve tasarımcıların kullandığı Microsoft Visual Studio yazılım geliştirme ürün ve araçlarını, Microsoft SQL Server, Windows Server gibi sunucu ürünlerini, Expression Studio web yazarlık ve tasarım araçlarını ve XNA Game Studio oyun geliştirme platformunu doğrudan ve ücretsiz olarak kullanabiliyorlar.

Yazılım geliştirmek isteyen üniversite öğrencilerinin potansiyellerini keşfetmesini sağlayan DreamSpark programı, sağladığı zengin olanaklarla yeni nesil yazılımcıların yetişmesini hızlandırıyor. Türkiye Eylül 2008 itibarıyla DreamSpark programı kapsamında 38 bine yaklaşan “indirme” sayısıyla 107 ülke arasında altıncı sırada yer alıyor.
DreamSpark programının üniversite öğrencilerine sağladığı olanaklar ülkemizde bu yıldan itibaren 2,3 milyon lise öğrencisine yaygınlaştırılacak. Yerel yazılım ekonomisini geliştirme çabalarına önemli bir destek sağlayacak olan bu program daha lise sıralarından başlayarak yüksek nitelikli bir yazılımcı neslinin yetişmesini sağlayacak. Program aynı zamanda öğrenciler için akademik ve kariyer başarılarını perçinlemek anlamına da geliyor.

Günümüzde Milli Eğitim Bakanlığı müfredat gereği okullara sayısal eğitim içeriği sağlarken, Microsoft da tüm lise öğrencilerine DreamSpark programıyla destek verebiliyor.

Yazının tamamı Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan ARKAN‘ aitdir. Böyle bi yazı varken yenisini yazmaya gerek duymadığım için buraya direk kopyala/yapıştır yaptım. Yetenekleri kısıtlanmış birçok öğrencinin gerçekten harcanmaması için mükemmel bir fırsat olup tüm liselerde de yaygınlaşırsa harika bir proje olacağına eminim. Böylece lise yıllarında programlamaya yatkın olan öğrencilerin ÖSS’den dolayı hevesi kırılmamış olur…